Milano moda haftası Byblos
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
yeni moda bayan elbise modelleri,kadın dergileri, kadın modası,konfeksiyon,kozmetik,spor giyim,deri giyim,triko,tekstil,takı,kolye,etek astar,eşarp,modelleri,Vakko,Aker,Pierre Cardin,Armine,çisil,yaren,beli, ve Diğer Eşarp Modelleri,Vakko eşarpta dikiş bir sanattır,cok sexsi kadın iç çamaşırları, islamda kadın, kadın doğum doktorları, kadın olmak, kadın ve cinsellik, Kadın Yaşam, Kadınlar kulubü, Türk Kadını, Annelik,hamile elbiselri, Gebelik, jinekoloji, sex iç çamasırları,magazin, el sanatları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde ,ücretsiz güzellik hizmeti tekbir giyim yazlık elbise modelleri,2009 yaz modası,elbiseleri,kapalı giysiler ,tesettür giyim modelleri,hamile iç çamşırları,adil ışık giyim,modeller,kapalı mayo modelleri,açık mayolar,2008 ikbahar yaz modelleri,haşema moşema modelleri,deri pantolon ,çanta,ceket,cüzdan,yelek,modelleri,Güzellik, Moda, Magazin, Diyet, Makyaj, Sağlık, Evlilik, Mutfak, Bebek,yaren ,giyim modelleri ,tesettür giyim modelleri,Aker İpek Eşarp
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |









| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
Plajda retro modası fırtına gibi esiyor. Tek parça mayolar bu yazın en favorisi...| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
Bir arkadaşım anlatıyor. Üniversitedeyken yurtdışından yabancı
arkadaşları geliyor İstanbul’a. Artık sinema okuduklarından mıdır
nedir, burada güzel kızların olduğu bir muhitte güzel bir kısa film
çekmek istiyorlar. Bizimkiler de alıyor onları Bağdat Caddesi’ne
götürüyor, “Buyrun size güzel kızlar!” diye...
Bu yabancı gençler
pek memnun olmuyor. “Buradaki kızların hepsi birbirine benziyor, hepsi
aynı giyiniyor. Bizi başka bir yere götürün” diyorlar. Bunun üzerine
arkadaşlar alıyor onları Taksim’e getiriyor. Ve bayılıyorlar Taksim’e,
“Ne güzel, hep ilginç tipler var” diye...
90’ların sonunda arada
İstanbul’a yolum düştüğünde hatırlarım Bağdat Caddesi’ni. O zaman bu
Timberland bot, Barbour mont ikilisi caddenin üniforması gibiydi ve
yıllarca bu üniformayı atmadılar üzerlerinden. İlk başlarda bunun o
dönemde Türkiye’de modadan ve modayı algılamanın kısırlığından
kaynaklandığını düşünmüştüm. Ama yok, moda bu semtte salgın hastalık
gibi bir şey. Biri bilmem ne ayakkabı / mont / kot / pantolon virüsüne
yakalanıyor ve orada bünyelerin bağışıklık sistemi bu konuda zayıf
olduğundan mıdır nedir, virüs Cadde’nin kaldırımlarında fink atan
kızları, oğlanları son sürat pençesine alıyor.
Adidas virüsü yayılıyor
Şimdilerde
farklı tip virüsler var ama halkı hastalıktan kırıp geçiren olanın adı
ADCOYS (Adidas ve Converse yetmezliği sendromu). Virüslerin sorumlusu
Adidas ve Converse. Bir zamanlar hikayeleri dolanırdı, millete sokakta
yürürken iğneyle AIDS virüsü enjekte ediyorlar diye... Sanki şimdi de
Adidas ve Converse yetkilileri çaktırmadan markalarının virüslerini
iğneyle batırıyorlar millete. Çünkü Şaşkınbakkal ve Caddebostan
arasında yürürken, yemin ederim, 50 tane Adidas eşofmanlı ve Converse
ayakkabılı insan gördüm. Ki bu kısa bir süre içinde oldu. Bir gün,
karar verdim, sabahtan akşama kadar caddede bir banka oturup önümden bu
üniformayı giymiş kaç kişinin geçtiğini sayacağım. Kararlıyım.
Peki
Adidas bu virüsü nasıl yaydı? Bütün yöntemlerini bilmiyorum ama
bildiğim bir tane var. Adidas, üniversitelerde “trendsetter” diye tabir
ettiğimiz, giyimi kuşamıyla trendleri belirleyen ve milletin “Aaa o
giyiyorsa bu en yeni modadır. Biz de giyelim” dediği türden gençlere bu
yandan üç çizgili eşofmanları dağıtıyormuş. Nihayetinde de bir
bakıyorsunuz, üniversite gençliğinin yarısı bu eşofmanlardan giyiyor.
Diyelim bunların bir kısmı Bağdat Caddesi’nde oturuyor. Alın size şu
anki manzara... (Ki Adidas çok akıllı bence. Nerede diğer markalarda bu
pazarlama stratejisi?)
Gelecek günler ne getirir bilinmez. Virüs
caddeden çıkıp daha kaç kişiyi pençesine alır, alır mı almaz mı, kim
bilir? Bekleyip göreceğiz.
Bağdat Caddesi’nin diğer üniformaları neler?
Çanta: Sahte Louis Vuitton çantalar. Ya da... Dirsekte taşınan yine
devasa çantalar. Miniminnacık, zapzayıf kızlar dev çantaların
ağırlığında çöküyor, dev gözlüklerin ardında kayboluyor. Nike çanta
kullanan da çok var. Azımsanamayacak sayıda genç kız da çantaları
çapraz takıyor. İşlemeli veya orasından burasından bir şeyler sarkan
çantalar da makbul.
Büyük gözlükler. Yok, pardon, devasa diyecektim... Victoria Beckham’ın var ya, ha işte onlardan...
GAP
veya Abercrombie&Finch markalı dev logolu tişörtler. Çingene eteği,
üzerine bol tişört, üzerine de hiçbir işlevi olmayan (ki olmak zorunda
değil ama bilgi olsun diye diyorum) ince kemer. Bakın bu da sık
rastlanan formalardan.
Jean’in üzerine tişört değilse de birkaç
farklı renkte askılı bluzu üst üste giyiyorlar. Güya salaş, saçak saçak
bir görünüm peşindeler; yemezler...
Renkler: Krem ve toprak renkleri. Artık asil durduğundan mıdır nedir?
Kumaş: Kanvas. Pantolonu değilse çantası, çantası değilse montu, ille de bir yerde keten-kanvas dokulu bir şey olacak.
Saçlar:
Bana sorarsanız en fazla efor burada sarf ediliyor. Taranmadan çıkılmış
gibi “duran” saçlar. Eminim en az 45 dakika o saçlarla uğraşılıyor.
Amaç, evde sanki iki saniyede toplanmış gibi duran saçlar yaratmak. Ama
bunu da yemezler... Bir kere saçlar mutlaka açık bırakılmış olacak. Tam
açık olmasa da asla sıkı sıkıya toplamıyorlar, böyle yanlardan veya
önlerden birkaç tutam alıp serbestçe üstte bir yere tutturuyorlar.
Hepsinin saçları da acayip uzun. Statü simgesi saç boyu sanırım.
Erkekler
çok tipik. Tiki sözcüğünün hâlâ kullanılıyor olmasının müsebbipleri.
Yanık ten, jöleli saçlar, düşük bel kot, tişört ve mutlaka gözlük.
Sayarken normal geliyor kulağa ama artık duruşlarından mıdır,
yürüyüşlerinden mi bilmem, onlar da birbirinin aynı aslında.
Bol
jean’ler. Altına tertemiz Converse. Halbuki Converse’i temiz giymek
felsefesine aykırı. Ne kadar kirli o kadar iyi. Biz eskiden yeni bir
Converse aldığımızda üç-beş gün gözden uzak giyer kirletir sonra onunla
toplum içine çıkardık. Hatta bir arkadaşın yırtık pırtık Converse’ini
bantla yapıştırıp giydiğini bilirim. Cadde’de renkli Converse’e
rastlamıyorsunuz. Ya krem rengi ya beyaz. Renkli Converse Beyoğlu’nun
hakimiyetinde.
Çanta
Gözlük
Saç
Kemer
Ayakkabı
Erkek
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
Mezuniyet baloları yaklaşıyor. Lise ve üniversite öğrencileri
arasında “O gece ne giyeceğim?” telaşı başladı. Kimi kıyafetini çoktan
seçti. Kimi ise bir türlü aradığını bulamadı, mağaza mağaza dolaşmaya
devam ediyor. Genç kızların büyük bölümü tercihini klasikten yana
kullanacak. Bir kısmı ise daha cesur davranıp canlı renkleri ve
cafcaflı modelleri giyecek. Bazıları da ünlü bir tasarımcının
kıyafetini diktirerek bütçesinden tasarruf edecek.
A46’daki
Tuvanam koleksiyonu renkli ve seksi elbiselerden oluşuyor. Koleksiyonda
florasan renkler ön plana çıkıyor. Kumaşlarda ipek satenler, ipek
şifonlar ve şantuklar kullanılmış.
Swarowski işlemeler elbiselere
ışıltı katıyor. Koleksiyonda mini, robadan, straplez, dekolteli, ampir
olmak üzere farklı kesimlerde modeller yer alıyor.
Fuşya
pembelerin, turuncu ve sarıların kullanıldığı gece elbiseleriyle
Debenhams koleksiyonu cıvıl cıvıl. Boyundan bağlı tulumlar, straplez
şifon elbiseler, ince askılı maksi elbiseler mezuniyet gecesi
alternatifleri arasında. Daha sade bir şeyler arıyorsanız koleksiyonda
çiçek işlemeli siyah-beyaz straplez bir elbise de var.
Saten ve şifon öne çıkıyor
Derishow’da
mezuniyet için pek çok elbise var. Gece mavisi saten şifondan
tasarlanmış volümlü tuvaletle geceye katılabilirsiniz.
Fabrika’nın
romantizm etkilerinin hissedildiği koleksiyonunda uzun şifon elbiseler,
drapeler, kokteyl elbiseler renkli taşlı aksesuarlarla kombinleniyor.
River
Island’da turkuaz ve mercan kırmızısı gibi canlı renklere alternatif
olarak bej, pudra pembesi gibi renkler de kullanılmış. Straplez
modellerin, göğüs altından kemer detaylı mini elbiselerin yer aldığı
koleksiyonda vintage görünümlü çiçek baskılar, saten ve şifon gibi
kumaşların yanı sıra fırfır ve dantel işlemeler de var.
River Island elbise tercihini miniden yapanlar için.
Tuvanam koleksiyonunda daha çok straplez modeller var.
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
dışında, iki renk iplikle boyananlar da bu yaza damgasını vuracak.
9- Şık pijamalar
| Hamile Giyim | Harika Çantalar | Bayan Giyim Sexy | Türk cinsellik | Harika Örme İç giyim | Örgü Bikini |
Doc Martens rüzgarı sonunda bizde de esiyor
İki
yıldır Batı’yı kasıp kavuran Doc Martens rüzgarı yurdumuzun kuzeybatı
kesimlerinde, batı ve kuzeybatı yönlerinden orta kuvvette esiyor;
önümüzdeki günlerden itibaren ise kuvvetli ve uzun süreli fırtına
şeklinde esmesi bekleniyor
Tarih gibi moda da tekerrürden ibaret, bilmeyen kaldıysa
söyleyeyim... 80’lerin permaları veya vatkaları gibi korkunç ötesi
trendler arada bir kapı aralığından burnunu gösterip ödümüzü patlatsa
da bu tekerrür esnasında güzel şeyler de oluyor.
Misal size Doctor Martens, Dr. Martens, Doc Martens ya da sadece DM‘ler... Ben kısaca Doc diyorum.
Misak-ı
milli sınırları dışındaki modayı takip ediyorsanız bir dönemin moda
ikonu Doc Martens’ların 2006’dan beri yükselişe geçtiğinin
farkındasınızdır. 2006’da İtalyan Vogue’u Doc Martens’lı bir moda
çekimine sayfalarında yer verdiğinde “Doc döndü dönecek” hissiyatını
uyandırmıştı.
Ki öyle de oldu.
12 bin 121 kişi Doc tasarladı
Geçtiğimiz yıl moda haftalarının podyumlarında bu postallara sıkça rastladık.
Anti-moda
eğilimli Japon tasarımcı Yohji Yamamoto markayla işbirliği yaptı ve
Doc’ların imzası olan kauçuk tabana ve sarı dikişe dokunmadan ufak
tefek eklemelerde bulundu: Fermuar, sivri burun, YY logosu ve tokalı
bantlar.
Chloe’nin 2007 sonbahar-kış defilesinde mankenlerin
ayaklarını Doc botlar süslerken, kulislerde Carmen Kass gibi
mankenlerin markayı çoktan sahiplendiği gözlendi. (Nelerin moda
olduğunu ya da olacağını anlamak için yurtdışında mankenlere bakmanız
yeter. Eğer mankenler giyiyorsa iş bitmiştir.)
Doc, bu arada, bir
tasarım yarışması düzenledi. İlgilenenler internet sayfasındaki şablonu
kullanarak kendi Doc’unu tasarladı. Yarışmaya 12 bin 121 kişi katıldı.
Seçilen dört tasarım üretilecek.
Avril Lavigne, Gallows ve
Misshapes gibi müzisyenler Doc’ların yeni kuşak temsilcileri oldu.
Doc’lar Colette’ten Topshop’a ünlü mağazaların vitrinlerini
renklendirdi. Ve ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerde GQ,
Vogue, Seventeen ve US Weekly gibi dergiler dünyaya ilan etti: “Doc’lar
geri döndü!”
Marka geçen yıl Kurt Cobain ve Sid Vicious gibi “ölü”
rock yıldızlarına fotoğraflarda Doc postallar giydiren reklam ajansı
Saatchi&Saatchi’yi kovdu. Marka yetkilileri olaydan haberleri
olmadığını söyleyip özür diledi.
Moda Türkiye’ye de sıçradı
Tüm dünyada Doc fırtınası koparken, bu rüzgar değil Türkiye’ye uğramak, yaprak bile kıpırdatmıyordu.
Sonra
ne olduysa oldu, şu sıralar esintiyi hissetmeye başladık. Böyle imbat
gibi yumuşak yumuşak esiyor. Özellikle de Taksim ve Cihangir civarları
daha bir esintili. Buralarda yürürken insanların ayaklarına bakın, uzun
bir aradan sonra Doc’larla yeniden yüz yüze geleceksiniz.
Harun
Kolçak konserlerinde Doc giymeye başladı. Duyduğuma göre Özlem Tekin de
Kral TV’de başlayacak programında giymek üzere Doc’ların peşine düşmüş.
Hadi bakalım... Sıra bizde.
(Not: Bu arada, internetteki
forumlarda, sözlüklerde vs. herkes Doc’ları nereden alabileceğini
soruyor birbirine. Ben söyleyeyim, Dema Mağazaları.)
Kısa Doc tarihçesi
II.
Dünya Savaşı’da Alman ordusunda görev yapan Doktor Klaus Maertens
1945’te kayak yaparken bileğini sakatlayınca üniformasının bir parçası
olan postallarının rahatsız olduğunu fark etti. Bunun üzerine kendine
yeni bir ayakkabı tasarladı. 1947’de bir arkadaşıyla ortak olup
Doc’ların üretimine başladı. Sonraki haline tezat olarak o yıllarda bu
rahat ve uzun ömürlü ayakabılar 40 yaşın üzerindeki ev kadınları
arasında popülerdi. 1960’ta İngiltere’de satılmaya başlanan botları
önceleri postacılar, polisler ve fabrika işçileri giyiyordu. Doc’lar
60’ların sonunda dazlakların, 70’lerin sonunda ise punk’ların tekeline
girdi. Sonra bir geldi, gitti. Şimdi yine geldi.
Sokakta moda
Moda
Tasarımcıları Derneği ile Beyoğlu Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği
Galatamoda etkinliğinin üçüncüsü dün başladı. Yarın da son. O yüzden
bir an önce kendinizi evden dışarı atıp Galata’ya yollanın.
Artık gelenekselleştiği için biliyorsunuzdur ama bilmeyenlere tekrar özetleyelim.
Galata Kulesi etrafında Türk moda tasarımcıları standlar kurup ürünlerini satışa sunuyorlar. Bir nevi sokakta moda festivali...
Fiyatlar da uygun, gözünüz korkmasın.
Hem tanınmış hem de yıldızı yeni parlayan tasarımcıların ürünlerine ulaşma fırsatınız oluyor.
Festival
için Galata Kulesi’nin etrafında kurulacak standlarda kıyafetten
kırtasıye ürünlerine; kamuoyunca tanınmış tasarımcıların ve yıldızı
parlayan genç tasarımcıların ürünleri, özel fiyatlarla sunulacak.
Kaçırmayın!
Orta yaşta bikiniden mayoya geçiş yapılır
“Sex
and the City”nin filmi çekilirken paparazziler 50’lerin tarzında bir
bikini giymiş olan Kim Cattrall‘ı (Samantha) affetmemiş ve selülitli
vücudunu tüm dünyayla paylaşmıştı. Bunun üzerine filmin çekimlerinin
devamında kostüm danışmanları Cattrall’a tulum şeklinde (dekolteli
balık adam kostümü) bir mayo giydirdi. Ve olay kapandı.
Dünyada yaş
ve giyim söz konusu olduğunda geçerli iki tartışma vardır. Biri mini
etek, diğeri bikini. Kimileri yaş kaç olursa olsun mini etek ve bikini
giyilebileceğini savunur. Ki saygı duyarım, herkesin fikri kendine.
Ama
ben orta yaş civarlarında (vücut durumuna göre de değişir) mini eteğin
rafa kalkması, bikiniden mayoya geçiş yapılması gerektiğini
düşünenlerdenim.
Demiyorum ki Samantha gibi plaja tulum (veya haşema) giyin ama bence 40’larınızda mayoya geçiş yapın.
Aynen “Sex and the City”nin yıldızları gibi.
Dizide
(ki bu karakterlerin 30’lu yaşlarına denk geliyor) bikini giydiğine
şahit olduğumuz dört kadın, 40’larının başında oldukları filmde mayoya
geçiş yapmış.
E bir bildikleri olmalı...